Bugün çok sevdiğim bir dostum bana düşündürücü bir soru sordu. Konuşmanın sonunda kendimi şu sorunun karşısında buldum: İnsan olmak ne demek?
İnsanlar; nasıl bir meslek yapmak istediklerini, nasıl birine âşık olmak istediklerini ya da ne kadar para kazanmak istediklerini saatlerce, hatta yıllarca düşünürler. Ama sıra “Nasıl bir insan olmak istiyorum?” sorusuna geldiğinde çoğu zaman düşünce tembelliği gösterirler.
Daha da ilginci, bu soruyu bilinçli bir şekilde kendine soran insanları çoğu zaman “fazla duygusal”, “çok hassas” ya da “alıngan” olmakla suçlarlar. Oysa insanın en temel meselesi, nasıl yaşayacağından önce nasıl biri olacağıdır.
Bence insanı diğer canlılardan ayıran en büyük özellik, düşünebilmesi ve seçim yapabilmesidir. İçgüdülerimiz olabilir; öfkelenebilir, korkabilir, hırslanabiliriz. Ama bunların bizi yönetip yönetmeyeceğine karar verebiliriz. Nasıl biri olacağımızı seçebiliriz.
Bana göre, insanlara değer vermiyorsan gerçek anlamda insan olamazsın. Değer vermeyen biri; karakterli ve ahlaklı biri de olamaz.
Ben nasıl biri olacağımı seçebilirim; yeter ki düşünebileyim, sorgulayabileyim ve aklımı kullanabileyim.
Kısacası, insan olmakla hayvan olmak arasındaki en büyük fark; seçebilme, sorgulayabilme ve ahlaki sorumluluk taşıyabilme yetisidir.
Belki de bu yüzden insanlar önce ahlak kuralları ve dinleri, sonra hukuk sistemlerini, en sonunda da uluslararası insan hakları mekanizmalarını inşa ettiler. Çünkü insan, aklını ve vicdanını kullanmadığında yıkıcı olabilir. Bense bunu insana yakıştıramıyorum. İnsan olmanın özü; güçte değil, kendini sınırlayabilmekte ve başkasına değer verebilmekte saklıdır.
Düşünmeyi ve sorgulamayı küçümseyenlere de şunu söylemek isterim: Bugün hayranlık duyduğumuz demokrasiler, temel hak ve özgürlükler kendiliğinden ortaya çıkmadı. Bunlar, “İnsan nedir?”, “İnsan nasıl yaşamalıdır?” ve “İnsanın sınırları ne olmalıdır?” sorularını cesaretle soran insanların mirasıdır. İnsan hakları, uluslararası hukuk, anayasal güvenceler ve uluslararası insan hakları mahkemeleri; insanın gücünü değil, insan onurunu merkeze koyan bu düşünsel sorgulamanın ürünüdür.
Emin ol, hepimiz en çok insanlığı ve gerçekten insan kalabilen insanları özlüyoruz.
Veröffentlicht von